Şef Volkan Aslan; gastronomi dünyasına dair bilgi, deneyim ve bakış açısını yalnızca tarifler üzerinden değil, kültür, sürdürülebilirlik ve dönüşen yeme içme alışkanlıkları üzerinden ele alır.
Yazılarında; Türk mutfağının geleceği, fine dining anlayımının evrimi, Chef’s Table deneyimleri, gastronomi trendleri ve profesyonel mutfak kültürüne dair derinlikli analizler sunar.
Bu içerikler, yalnızca ilham vermek için değil; sektör profesyonelleri, markalar ve gastronomiyle ilgilenen herkes için referans niteliğinde bir bakış açısı oluşturmak amacıyla hazırlanır.
Gastronomi; yalnızca ne yediğimiz değil, nasıl düşündüğümüzdür.
Editörün Seçimi
Sektör
Şef Olmak: Bir Meslek Değil, Bir Yaşam Biçimi
Gastronomi dünyasında en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Şef olmak istiyorum.”
Bu cümle ilk bakışta sıradan bir hayal gibi gelebilir. Ama benim için bu, oldukça iddialı bir cümledir. Çünkü şef olmak, yalnızca bir meslek seçmek değildir; nasıl bir hayat yaşayacağınıza karar vermektir.
Benim mutfağa bakışımda şef olmak…
Sadece iyi yemek yapmak anlamına gelmez.
Bir mutfağı yönetmektir.
Bir ekibi yönlendirmektir.
Bir tabağın içinde bir hikaye kurmaktır.
Ve en önemlisi, temsil etmektir.
Profesyonel mutfaklarda doğru şef bıçağı seçimi; hız, denge,
kesim kontrolü ve mutfak performansı açısından büyük önem taşır.
Şef Volkan Aslan’ın hazırladığı bu rehberde; şef bıçakları,
kesme tahtası seçimi, bıçak bakımı ve profesyonel kullanım teknikleri
detaylı şekilde ele alınıyor.
Kurban etinin doğru dinlendirilmesi, saklanması ve pişirilmesi; lezzet, yumuşaklık ve gıda güvenliği açısından büyük önem taşır. Şef Volkan Aslan, kurban eti kavurma, kemik suyu ve ağır pişirme tekniklerini anlatıyor.
Milyonlarca görüntülenme, dolu restoranlar anlamına gelmiyor.
Gastronomi sektöründe sahte influencer düzeni; markaları, şefleri ve işletmeleri nasıl yanıltıyor?
Şef Volkan Aslan'dan yeni yazılar, etkinlik güncellemeleri ve gastronomi üzerine özel perspektifler doğrudan gelen kutunuza gelsin.
Kariyer
Şef Olmak: Bir Meslek Değil, Bir Yaşam Biçimi
Gastronomi dünyasında en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Şef olmak istiyorum.” Bu cümle ilk bakışta sıradan bir hayal gibi gelebilir. Ama benim için bu, oldukça iddialı bir cümledir. Çünkü şef olmak, yalnızca bir meslek seçmek değildir; nasıl bir hayat yaşayacağınıza karar vermektir.
Benim mutfağa bakışımda şef olmak… Sadece iyi yemek yapmak anlamına gelmez. Bir mutfağı yönetmektir. Bir ekibi yönlendirmektir. Bir tabağın içinde bir hikaye kurmaktır. Ve en önemlisi, temsil etmektir.
Masterchef yarışmasının ülkemizde oldukça popüler olması ile birlikte bugün birçok kişi “şef olmak için gerekenler” ya da “şef olmak için hangi bölüm okunmalı” gibi soruların peşinden gidiyor. Bu soruların hepsi çok kıymetli. Ancak şunu açıkça söyleyebilirim ki, bu mesleğin özü yalnızca teknik bilgiyle ve sosyal medyada yapılan şovlarla açıklanamaz.
2023 yılından bu yana TAŞFED Aşçılık Milli Takımı Kaptanı olarak Türkiye’yi ulusal ve uluslararası platformlarda temsil ediyorum. Bu sorumluluk bana çok net bir gerçeği gösterdi: Şeflik, yalnızca mutfakta iyi olmakla sınırlı değildir; aynı zamanda bir ülkenin mutfak kültürünü doğru, saygılı ve güçlü bir anlatımla dünyaya aktarabilme sorumluluğudur.
Bugün geldiğim noktada şunu açıkça söyleyebilirim ki; şeflik, kendi içinde standartları olan, sürekli gelişen ve geleceği birlikte inşa edilen bir alandır. Ve belki de en önemlisi… Şeflik sadece öğrenilen bir meslek değil, nesilden nesile aktarılan bir kültürdür.
Bu yüzden bana sık sık sorulan o soruya farklı bir yerden cevap veriyorum: Nasıl şef olunur? Aslında bu doğru soru değil. Asıl soru şu olmalı: Nasıl iyi bir şef olunur? Çünkü iyi bir şef olmak, yalnızca tarif bilmekle değil; bakış açısıyla, disiplinle ve zamanla inşa edilir. Ve bu, kısa bir yolculuk değildir.
Şef Olmak İçin Gerekenler
Bu noktada, doğal olarak şu soru geliyor: “Şef olmak için gerekenler nelerdir?” Bu soruya verilecek en dürüst cevap şu: Tek bir doğru yol yoktur. Ama doğru temeller vardır.
“Şef olmak için hangi bölüm okunmalı” diye düşünenler için gastronomi ve mutfak sanatları eğitimi elbette güçlü bir başlangıçtır. Akademik bilgi, mutfağı anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Ancak mutfak, sadece teorinin konuştuğu bir yer değildir. Orası, bilginin ancak emekle anlam kazandığı bir alandır.
Benim deneyimimde gerçek mutfak eğitimi, zamanla ve tekrarın içinde şekillenir. Ve bu yolculukta sizi ayakta tutan bazı temel unsurlar vardır: disiplin, tekrar, merak ve sabır.
Disiplininiz yoksa, yeteneğiniz sizi bir yere kadar taşır… ama orada bırakır. Gerçek ustalık, farklı şeyler denemekten çok; aynı şeyi mükemmele yaklaştırabilme becerisidir. İyi bir şef sadece “nasıl yapılır?” sorusunu sormaz; “neden böyle yapılır?” sorusunun peşine düşer.
Bugün “executive chef olmak için gerekenler” diye araştıran birçok kişi var. Ama o noktaya gelmeden önce mutfağın görünmeyen tarafında yıllarca çalışmanız gerekir. Çünkü bu meslekte ilerlemek, hızlı olmakla değil; doğru temeller üzerinde sabırla yükselmekle mümkündür.
İdealler ve Uzun Çalışma Saatleri
Bu meslekte bir noktadan sonra şunu çok net anlıyorsunuz: Sizi mutfakta tutan şey yetenek değil, ideallerinizdir. Eğer bu işi sadece “chef olmak istiyorum” diyerek, dışarıdan görünen tarafıyla seviyorsanız… İlk zorlukta vazgeçersiniz. Çünkü mutfak, hayal kuranları değil; o hayalin arkasında durabilenleri seçer.
Benim için şeflik, hiçbir zaman sadece bir iş olmadı. Bir duruştu. Bir sorumluluktu. Ve her gün yeniden ispat edilmesi gereken bir kimlikti.
Bu noktada en çok göz ardı edilen konulardan biri de uzun çalışma saatleridir. Mutfakta zaman kavramı farklıdır. Herkesin dinlendiği saatlerde siz çalışırsınız. Herkesin kutlama yaptığı anlarda siz servistesinizdir. Bayramlar, hafta sonları, özel günler… Bunlar çoğu zaman mutfakta geçirilen en yoğun zamanlardır.
Ama mesele şu ki; idealleriniz net değilse bu tempoya dayanamazsınız. Çünkü bu meslek sizden fiziksel dayanıklılık, zihinsel odak ve en önemlisi vazgeçmeme kararlılığı ister.
Bugün birçok kişi “şef olmak zor mu?” diye soruyor. Benim cevabım şu olur: Zor… ama doğru sebeplerle yapıyorsanız anlamlı. Eğer bir günün sonunda yorgunluktan çok, ortaya koyduğunuz işten tatmin oluyorsanız doğru yoldasınız demektir.
Çünkü şeflik, saatlerle ölçülen bir meslek değildir. Ne kadar süre çalıştığınız değil, o süreyi neye dönüştürdüğünüz önemlidir.